Azerbaycanca İlk Dinsiz Forum

Cesaretli Olun


    Evrim teorisi-2

    Paylaş

    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 72
    Kayıt tarihi : 25/09/09
    Nerden : Istanbul

    Evrim teorisi-2

    Yeni mövzu tarafından Admin Bir B. Sen. 27, 2009 4:19 pm

    Yapay seçilim [değiştir]



    Yapay seçilimin sonuçları: Danua ve Çivava (melez)





    Yapay seçilim, evcil hayvan ve bitkilerin kontrollü olarak
    yetiştirilmesi sonucu gerçekleşir. İnsan eliyle hangi hayvan ya da
    bitkinin üretileceğine karar verildiğinde, hangi genlerin gelecek
    nesillere aktarılacağına da karar verilmiş olunur. Yapay seçilimin en
    büyük etkisi evcil hayvanlarda gözlenir. Örneğin Danua ve Çivava
    köpek cinslerinin arasındaki cüsse farkı yapay seçilimin bir sonucudur.
    Çok farklı görünmelerine rağmen, her iki köpek cinsi de -diğer tüm
    evcil köpek cinsleri gibi- günümüzden yaklaşık 15.000 yıl önce Çin'e
    denk gelen bölgede evcilleştirilmiş olan bir kaç kurdun soyundan gelir.[10]
    Birlikte evrim [değiştir]


    Ana madde: Birlikte evrim


    Birlikte evrim (İng: coevolution), iki veya daha fazla canlı türünün, birbirlerinin evrimini karşılıklı olarak etkilemesidir.[11] Örneğin bir bitkinin morfolojisindeki evrimsel bir değişiklik, o bitkiyle beslenen bir otçulun
    morfolojisini etkileyebilir. Otçulda meydana gelen değişiklik de tekrar
    bitkiyi etkileyebilir ve bu süreç karşılıklı devam eder.
    Birlikte evrim, farklı türlerin ekolojik etkileşimleri arttığında gerçekleşme eğilimindedir. Bu ekolojik etkileşimler şöyle sıralanabilir:[11]

    Birlikte evrimin en bariz örnekleri çoğunlukla ortak yaşamlı
    olan bitki-böcek çiftlerinde görülür. Birçok bitki ve onların polen
    taşıyıcıları olan böcekler varlıklarını devam ettirebilmek için
    birbirlerine bağımlıdırlar. Ancak polen taşıyıcısı olmayan hayvanlarla
    eşleşmiş bitki türleri de mevcuttur.[11]
    Bazı Orta Amerika akasyaları, içi boş dikenlere ve yapraklarının sapında nektar salgılayan gözeneklere sahiptir. Acacia sphaerocephala (boğa boynuzlu akasya), dikenlerinin içine yuva yapan ve nektarla beslenen Pseudomyrmex karıncalarına ev sahipliği yapar. Karıncalarda akasyayı çeşitli otçullara karşı korur.[11] Bu ilişki birlikte evrimin bir sonucudur.[12]
    Bitki karıncaların barınabilmesi için içi boş dikenleri ve nektar
    salgılayan gözenekleri oluşturmuş, karıncalar da bitkiyi otçullardan
    koruyan davranış biçimini geliştirmişlerdir.[11]
    Karıncalar bitkiye zarar veren her türlü böcek ve tırtılı öldürmenin
    yanısıra bitkinin civarındaki araziyi yabani otlardan temizlemekte,
    gölge yapan yakındaki ağaçlara zarar vermektedirler.[12] Boğa boynuzlu akasya ve karınca arasındaki bu ilişki ilk kez 1874'te doğa tarihçisi Thomas Belt tarafından gözlenmiştir.[12]
    Hayatın kökeni [değiştir]


    Ana madde: Abiyogenez

    Yaşam ağacı: Bakteriler, Ökaryotlar ve Arkeler





    Hayatın ilk kez ortaya çıkışı, biyolojik evrim için temel bir ön
    şarttır, ancak evrimin işleyişini anlamak için hayatın kökeninin
    bulunması gerekli değildir, çünkü bir kez canlı organizmalar ortaya
    çıktığında evrim kurallarının işleyeceği deneylerle gözlenmiştir.[13]
    Evrim için ilk organizma sorunu henüz tam anlamıyla çözülememiştir.
    Ortaya çıkan ilk canlı organizma hakkında çeşitli teoriler
    bulunmaktadır.
    Şu anki bilimsel konsensüs karmaşık biyokimyanın, basit kimyasal
    reaksiyonlar ile hayatı oluşturduğu yönündedir, ancak bunun nasıl
    olduğu henüz tam anlamıyla çözülememiştir.[14]
    Hayatın ilk kez ortaya çıkışı, yaşayan ilk şeylerin yapısı veya
    evrensel ortak atanın genetik yapısı ile ilgili bilgiler henüz eksiktir.[15][16] Dolayısıyla, hayatın tam olarak nasıl başladığı konusunda bir konsensüs bulunmamaktadır, ancak RNA gibi kendini kopyalayan moleküller[17] ve basit hücre yapıları[18] ile ilgili teoriler mevcuttur.
    Evrim Kuramı'nın bilimsel statüsü [değiştir]


    Daha çok bilgi için: Teori ve olgu olarak evrim


    Modern bilimde kuram, tutarlı bir bütün oluşturan gerçekler ve açıklamalardır. Modern fiziğin temel taşlarından olan Görelilik ve Kuantum
    kuramları, şu an üzerinde deliller toplanan, yeteri kadar test edilip
    güven verdiklerinde kanun konumuna yükselecek hipotezler değillerdir.
    Evrim kuramı da aynı statüye sahiptir. Biyolojideki birçok veriyi birleştirip anlaşılır kılar; henüz kanıtlanmamış, test aşamasında olan bir "tahmin" değildir.
    Evrim kuramı, insanlığın kökenine ilişkin sonuçları nedeniyle ortaya
    atıldığından bu yana sosyal ve politik alanda en çok tartışılan
    bilimsel kuramdır. Bunun sonucunda, kuramın bilimsel algılanışı ile
    popüler algılanışı oldukça farklı olagelmiştir. Evrim kuramına popüler
    düzeyde karşı çıkan ve onun yerine yeryüzündeki canlılığın kökeni ve
    çeşitliliğini doğaüstü bir yaratıcıya bağlayan akımlara genel olarak yaratılışçılık adı verilir.
    Evrim kuramı, üç hususta açıklamalar getirir:[1]

    • Evrimin olgusu (İng: fact of evolution) - canlı organizmaların ortak atalardan geldikleri ve birbirleri ile akraba oldukları bilgisi.
    • Evrimsel tarih - Türlerin birbirlerinden tam olarak ne zaman ayrıldıkları ve bu ayrımların detayları.
    • Evrimi gerçekleştiren mekanizma ve süreçler.

    Bu basamaklardan birincisi olan evrimin olgusu, evrimin temel taşı
    ve son derece kesinlik arzeden bilgilere sahip olunan kısmıdır. Bu
    hususta Darwin'in topladığı bir çok delilin üzerine yüzyıllardır bir
    çok farklı biyoloji
    dalı tarafından toplanan deliller eklenmiştir. Günümüzde organizmaların
    evrimsel kökenlerine dair sahip olunan bilgiler, dünyanın yuvarlaklığı,
    gezegenlerin hareketleri ya da maddenin moleküler yapısı kadar "kesinlik arzeden" bilimsel çıkarımlardır.[1] Burada kastedilen kesinlik,
    şüphe götürmez bir gerçekliği ifade etmektedir. Diğer iki husustaki
    bilimsel çalışmalar ise aralıksız devam etmekte, her geçen gün yeni bir
    sonuca ulaşılmaktadır. Örneğin şempanze ve gorilin insana olan yakınlığının, babun veya diğer maymunlara olan yakınlıklarından daha fazla olduğu bugün kesin olarak bilinmektedir.[1]
    Evrim kuramının bilimsel statüsü, eğitim, din, felsefe, bilim ve
    politika bağlamında sıkça gündeme getirilmektedir. Bu konu daha çok Amerika Birleşik Devletleri'nde Hıristiyan
    cemaat ve lobilerin öncülüğünde gündeme gelmektedir. Fakat diğer
    ülkelerde, eğitim ve politikaya uzanmaya çalışan yaratılışçı görüşlerin
    savunucuları tarafından da gündeme getirilmektedir. Evrim kuramını
    destekleyen reddedilemez kanıtlar ve neredeyse mutlak denebilecek
    derecede bir bilimsel konsensüs
    olmasına rağmen, yaratılışçı şeklinde adlandırılan çevrelerce bilim
    dünyasında iki kutup varmış gibi gösterilmeye çalışılır. Yaratılışçı
    çevreler Amerika Birleşik Devletleri'nde, toplumdan büyük oranda destek
    görmediği iddiası ile Evrim Kuramı'nın okullarda bilim derslerinde
    okutulmasına karşı çıkmaktadır. Bu konuda Amerika'da yüzbinlerce bilim
    insanını temsil eden bilimsel meslek kurumları ve onun yanında 72 Nobel
    ödülü sahibi bilim insanı Evrim Kuramı'nı destekleyen bildiriler
    yayınlamıştır. Buna ek olarak açılan davalarda evrim kuramının bilimsel
    olduğu kabul görmüş bir teori olarak kabul edilmiş ve okullarda
    okutulmasının devamına karar verilmiştir.
    Bilimsel camianın büyük bölümü, biyoloji, paleontoloji, antropoloji
    ve diger disiplinlerdeki görüngüleri açıklayan yagane kuramın Evrim
    Kuramı olduğunda hemfikirdir. 1987 de yapılan bir araştırmanın
    sonuçlarına gore Amerika'daki doğa bilimleri alanında 500,000 bilim
    insanından yaklaşık %99.85'lik bir bolümünün evrim teorisini
    desteklediği ortaya konulmuştur. Evrim-yaratılış tartışmalarında uzman
    konumunda olan Brian Alters,
    doğa bilimleri alanlarında çalışan tüm bilim insanlarının %99.9'unun
    Evrim Kuramı'nı desteklediğini belirtmiştir. Benzer şekilde, dünyanın
    değişik ülkelerindeki bilimsel çevreler defalarca Evrim Kuramı'nın
    bilimsel olduğuna ilişkin bildiriler yayınlamıştır[19].
    1987 yılında Amerika'daki biliminsanları arasında yapılan bir
    araştırma, 480.000 bilim insanından sadece 700 bilim insanının
    yaratılışçı ve benzeri açıklamalara itibar ettigini, ya da Evrim
    Kuramı'na karşı şüphe duyduğunu göstermiştir. Ve bu 700 (%0.158) bilim
    insanından sadece küçük bir bölümü doğa bilimleri alanında akademik
    çalışma yapmaktadır [20].
    Son yıllarda yapılan benzeri karşılaştırmalar, Evrim Kuramı'nı bütünü
    ile reddeden ya da ona karşı şüphe duyan bilim insanlarının oranının
    yaklaşık olarak %0.054 civarında olduğunu göstermiştir. Karşı
    çıkanların %75.1'i biyoloji dışındaki bilim dallarında çalışmaktadır.
    Steve Projesi [değiştir]


    Ana madde: Steve Projesi


    Yaratılışçıların, "evrim konusunda bilimsel konsensüs olmadığı" yönündeki iddialarını çürütmek için, Amerika Ulusal Bilimler Akademisi, Steve Projesi'ni
    başlatmıştır. Bu projenin amacı, isminde sadece Steve geçen bilim
    insanlarının kaç tanesinin Evrim Kuramı'nı desteklediğini ortaya
    koymaktır. Ortaya çıkan liste (Steve-o-metre)
    çoğunluğu biyoloji dallarında çalışan, isimlerinde Steve sözcüğü ya da
    bu ismin değişik telaffuzları geçen bilim insanlarını sıralamakta ve
    Yaratılışçılar ile Yeni Yaratılışcıların yayınlamış oldukları listelerden daha kalabalık olduğunu göstermektedir.
    Evrimi kabul eden sadece Steve isimli bilimadamları, evrimi kabul etmeyen tüm bilim insanlarından daha fazladır. Bu projede James gibi çok daha yaygın (1. sırada[21]) bir isim yerine Steve gibi çok daha az kullanılan (74. sırada[22]) bir ismin seçilmesi de araştırmanın sonuçlarının güvenilirliğini desteklemektedir.
    Bilimsel konular, elbette kimin listesinin daha uzun olduğu
    temelinde tartışılmamalıdır fakat dünyada bilim dünyasında bir
    çelişkinin olmadığını, tam tersine çok güçlü bir konsensüsün olduğunu
    göstermesi açısından Steve Projesi eğlendirici bir örnektir.
    Türkiye'de ve Dünya'da halkın evrime bakışı [değiştir]


    2005 yılında gelişmiş ülkeler seviyesindeki 34 ülkeyi içeren bir
    çalışmada, "evrimi doğru kabul edenlerin oranı" yaklaşık %27 ile en
    düşük Türkiye'de bulunmuştur.[23][24] Türkiye'den sonra ise %40 ile, akıllı tasarım akımının ortaya çıktığı ABD yer almaktadır.
    Gelişmiş Avrupa devletlerinde evrimin doğru kabul edilme oranları Türkiye'den ve Amerika'dan çok daha yüksektir. İzlanda'da halkın %80'inden fazlası, Danimarka, Fransa, İngiltere, Japonya'da yaklaşık %80'i evrimi kesin olarak doğru kabul etmektedir. Geri kalanların büyük bir kısmı ise emin olmadığını belirtmiştir.[23]
    Michigan Devlet Üniversitesi'nde siyasal bilimler uzmanı olarak görev yapan profesör Jon Miller, Türkiye'nin henüz gelişmekte olan bir ülke olduğunu, medeniyetinin zirvesine henüz ulaşmadığını, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki halkın tamamen eğitimsiz ya da çok az eğitimli olduğunu dile getirmiş, bir çok ülke tarafından özgür dünyanın lideri kabul edilen ABD'nin
    durumunun çok daha vahim olduğunu vurgulamıştır. Miller'e göre, eğitim
    seviyesi artırılırsa Türkiye, bir kaç sene içerisinde, evrime bakış
    açısından ABD'yi geçebilecektir.[24]

      Forum saatı: C. Okt. 20, 2017 5:57 pm