Azerbaycanca İlk Dinsiz Forum

Cesaretli Olun


    Kur'an-ı Kerim'deki Sözde Mucizeler - Kur'an'da Mucize Yoktur-1

    Paylaş

    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 72
    Kayıt tarihi : 25/09/09
    Nerden : Istanbul

    Kur'an-ı Kerim'deki Sözde Mucizeler - Kur'an'da Mucize Yoktur-1

    Yeni mövzu tarafından Admin Bir B. Sen. 27, 2009 11:39 am

    Gökyüzünün 7 Katman oluşu




    Alıntı:

    Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O'dur. Sonra göğe istiva
    edip de onları yedi gök olarak düzenleyen O'dur. Ve O, herşeyi
    bilendir. (Bakara Suresi, 29)
    Alıntı:

    "Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?" (Nuh Suresi, 15)


    Bu ayetlerle atmosferin katmanları konusunun hiçbir ilgisi
    yoktur...Kur'an daki "yedi gök" ifadesinin ilgili hadislere de
    bakılırsa bambaşka konularla ilgisi olduğu görülür...





    Harun Yahya sadece işine gelen ayetleri ve işine gelen kısımlarını yazmıştır.. Mesela aşağıdaki ayetlerde EN YAKIN GÖĞÜN YILDIZLARLA DONATILDIĞI YAZMAKTADIR:
    Alıntı:

    67:5- Andolsun biz,en yakın göğü kandillerle donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık.

    Alıntı:

    41:12- Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü kandillerle süsledik
    ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.
    (görüldüğü gibi Kuran 7 gökten bahsettikten sonra en yakın göğü
    kandilerle donattık diyor!!!)


    Kandil, yıldız anlamına gelmektedir.




    YILDIZLAR ATMOSFER KATMANLARINDA (hele EN YAKIN GÖKTE/troposferde)


    OLAMAYACAĞINA GÖRE Kur'an'ın atmosferin katmanlarından bahsettiği iddiası çürür...






    Miraca atif: Peygamber 7 kat goke burakla cikip 7. gokte Allahla gorustu cennet cehennemi gordu, atmosferin hemen disinda mi?





    Kur'an daki 7 gök değimi bazı islam alimlerince "cennete giden 7 yol/gök" olarak yorumlanmıştır..





    Ama 7 gök ile ilgili ifadeleri eski uygarlıklar da kullanmışlardır.




    Eski putperest Araplar güneşin, ayın, Satürnün Jupiterin, Mars'ın ve
    Merkür'ün ve Venüs'ün gökteki bu 7 objenin ilahlar olduğuna
    inanıyorlardı(bu gezegenleri çıplak gözle görebiliyorlardı)





    Haftada günler de bundan türemiştir...


    İngilizcelerine dikkat edelim..





    Saturday


    Sunday to Sun (Dies Solis),


    Monday to Moon (Dies Lunae),


    Tuesday to Mars (Dies Martis),


    Wednesday to Mercury (Dies Mercurii),

    Thursday to Jupiter (Dies Jovis)


    Friday to Venus (Dies Veneris).








    Ayrıca Muhammed'in bu "7 gök" inancı Yahudilikte de bulunuyordu yani yeni birşey değildir..





    Bu 7 göğün atmosfer katmanlarıyla ilgisi olmadığı bazı hadislerin bunları açıkça açıklamasıyla daha iyi anlaşılabilir...





    Sümerlerde ve eski mısırda da bu konuda başarılı araştırmalar olmasına
    ramen günümüzde batı bilminin kabul ettiğine en yakın araştırmayı eski
    hindistanda yaşamış bilimci Vimana Shastra yapmıştır. Hemde kurandan
    yaklaşık 1100 yıl kadar önce... http://www.bibliotecapleyades.net/vimanas/vimanas09.htm





    Vimana Shastra çeşitli unsurları dikkate alarak farklı farklı
    sınıflandırmalar yapmıştır. Ancak bunlar arasında en göze çarpanı
    Avarthascha olarak adlandırdığı 5 katmanlı olandır. Kurandan yaklaşık
    1100 yıl önce yapılan bu katmanlama sistemi hava yoğunluğunu esas
    belirleyici kabul etmesi bakımından günümüz havacılığında da aynen
    kabul edilen (her pilotun bilmesi gereken) sistemdir ve katmanları
    şöyledir...




    1. Rekha patha – Shaktyavarta


    2. Mandal – Vatavarta


    3. Kaksha – Kiranavarta


    4. Shaktipatha –Shaityavarta


    5. Kendramandal – Gharshanavarta





    Günümüz batı bilminde de genellikle 5 katman görüşü kabul edilir.
    Örneğin Amerikan NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) kuruluşu
    havaküreyi 5 katmana ayırır. http://www.centennialofflight.gov/es...re/DI139G1.htm





    Batı üniversiteleri de genellikle 5 katmanı kabul eder. Örn: Michigan
    üniversitesi Atmosfer araştırma web sitesi... (The University of
    Michigan UCAR, University Corporation for Atmospheric Research)

    http://www.windows.ucar.edu/tour/lin...re/layers.html





    Ayrıca şunu belirtmek gerekirki bazıları atmosfer katmanlarını 15
    tabakaya kadar ayırabiliyor. Harun yahya'nın işine sadece 7 tabaka
    geliyor diye, öyle ele alıyor. Zaten yukarıda yazılanlardan gördükki, 7
    tabaka kuran'ın diğer ayetleriyle çelişiyor.





    Ayrıca wikipedi nedemiş bu konuda bakalım


    http://en.wikipedia.org/wiki/Earth%27s_atmosphere


    görüldüğü gibi 5 katman olarak ele alıyor.
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    İki deniz karışmaz mucizesi!





    Diyanet Meali
    Alıntı:

    (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar. (Rahman Suresi, 19 - Diyanet meali)

    Alıntı:

    (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. (Rahman -20 - Diyanet meali)


    Aslında burda şunu belirtmek gerekir, bu ayetten mucize çıkarmak
    yalnıştır, çünkü zaten bu ayette tatlı su ile tuzlu su diyen bir anlam
    yok. Ki ayeti yorumlayanlarda "suları acı ve tatlı olan" diye tabiri
    parantez içine almışlar. Yani kendilerince burada tatlı su ile tuzlu
    sudan bahsediliyor sanmışlar. Oysaki yalnıştır.





    Bakınız zaten diyanet ve bir kaç mealci hariç kimse "acı ve tatlı su" dememekte RAHMÂN 19. ayeti kerime - Kuran-ı Kerim Meallerini Kıyasla





    Asıl tatlı su ile tuzlu sudan bahseden ayet Furkân 53'tür.
    Alıntı:

    O odur ki iki deryayı birbirine salmış: şu tatlı, yürek tazeler, şu
    tuzlu çorak, aralarına da bir berzah ve bir «hıcri mahcûr» koymuştur.
    (Furkân 53 - Elmalılı Hamdi Yazır)


    İslam alimlerinin bu yalnışını düzelttikten sonra gelelim asıl konuya.


    Tatlı su ve tuzlu suyun karışmazlığı ilkesi ise Muhammed'ten yaklaşık 550 yıl önce yaşamış Gaius Plinius Secundus tarafından keşfedilmiştir ve bu kişinin yazdığı "Naturalis Historia" adlı eserde durum izah edilmiştir.




    Tatlı su ile tuzlu suyun karışmamazlık ilkesini G.P Secundus'tan önce yaşamış olan Aristo bile belirtmiş. The Internet Classics Archive | Meteorology by Aristotle





    Demektirki bu kural zaten Kuran'dan 800 yıl öncede bilinen bir gerçekti.





    Kısaca Muhammedin yaşadığı yıllarda tatlı su ve tuzlu suyun karışmayacağı zaten bilinen bir gerçektir.





    Hem Rahman 22. ayetin'de BU BİRBİRİNRE KARIŞMAYAN! İKİ DENİZDE inci
    mercan çıkarıldığını söylüyor. Cebeli Tarıkt'a siz, inci mercan
    çıkarıldığını duydunuzmu.? Bu iki deniz! ,olsa olsa kızıl deniz
    olmalıdır. Bakınız kızıldenizde mercan çıkartılıyor ..



    Alıntı:

    Su altı zenginlikleriyle dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden
    olan Kızıldeniz, mercan resifleri ve balık çeşitliliğiyle dalgıçların
    vazgeçilmezi.





    Kaynak: Dalgıçların vazgeçilmezi Kızıldeniz - 02 Ocak 2008 / 00:02 / Denizhaber


    Peki madem "iki deniz" tabiri kullanılıyorsa kızıldeniz iki deniz
    değilki diyeniniz olacaktır. Tabiki kızıldeniz tek parçadır. Lakin
    Kızıldenizin kuzeyindeki çatal kollar var ve burada iki ayrılıyor arada
    bir kara parçası (Sina Yarimadasi) var.





    Zaten Rahmân 20. ayetinde "Beynehumâ berzehun" denilmekte. "berz" zaten
    kara (engel) anlamına gelmekte, Kuran'daki bir çok ayette berzeh,
    berzehun kelimesi geçmekte ve tüm ayetlerde bu kelime kara anlamında
    kullanılmıştır. Evet buradaki kara çatallar arasında kalan sina yarım
    adasıdır. Sharm el Sheikh bölgeside suların bir birine kavuşmak üzere
    olduğu bölgedir!





    Bu işi açığa kavuşturduktan sonra, şimdi gelelim Furkân 53 ayete. Ayeti hatırlayalım
    Alıntı:

    O odur ki iki deryayı birbirine salmış: şu tatlı, yürek tazeler, şu
    tuzlu çorak, aralarına da bir berzah ve bir «hıcri mahcûr» koymuştur.
    (Furkân 53 - Elmalılı Hamdi Yazır)


    Bu ayet'te anlatilan olsa olsa Kizildeniz (tuzlu ve aci) ve Nil Nehri (tatli, susuzlugu giderici) olur.




    "O'dur, biri tatli ve susuzlugu giderici, digeri tuzlu ve aci iki
    deryayi birbirine karismadan aktiran, aralarina bir engel ve sinir
    koyan."





    Kizildeniz ve Nil Nehri birbirlerine paralel uzanirlar; aralarinda asamadiklari engel (kara) vardir.





    Demekki bu yazıdan çıkarılacak sonuç şu: Diyanet
    ve bazı yorumcular Kur'an'ı yalnış anlıyor, mucize çıkarılacak ayeti
    bile karıştırıyorlar. Zaten mucize filanda ortada yokmuş!

    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Altı Günde Yaratılış






    Alıntı:

    "Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı... Ve (altıncı gün) gökler ve yer ve onların bütün orduları itmam etti (tamamlandı). Ve Allah yaptığı işi yedinci günde bitirdi ve yaptığı bütün işten yedinci günde istirahat etti. Ve Allah yedinci günü mübarek kıldı ve onu takdis etti; çünkü Allah yaratıp yaptığı bütün işten o günde istirahat etti" (bkz. Tevrat/Tekvin, Bap 1: 131 ve Bap 2: 16).


    Göreceğiniz gibi 6 günde yaratılış kuran'ın birdirdiği birşey değil, zaten diğer dinlerden gelen bir inanış.





    Nitekim bu çakma cümlede dikkat edilecek bir husuta varki, Tanrı'nın şu
    yaratma işi bittiğinde 7. gün dinlendiği yazıyor. Demekki onlara göre
    Tanrı'da yorulurmuş. Muhammed biraz daha akıllki Allah yorulmaz diyip
    diyip işin içinde çıkıyor. Tabi bunlar konumuz değil. Bu gaflar ilgili
    linkte detaylı anlatılıyor. Gelelim konumuza





    Tüm bunlardan ziyade gerçekten yaratılış altı gündemi oldu ?





    Harun amcanız şöyle bir hesap yapıyor
    Alıntı:

    * Zamanın başladığı andan itibaren bakıldığında, yaratılışın 1.
    günü (1. devre) 24 saat sürmüştür. Ancak bu süre, bizim zamanı Dünya'da
    algıladığımız şekliyle 8 milyar yıla eşittir.





    * Yaratılışın 2. günü (2. devre) 24 saat sürmüştür. Ancak bu, bizim
    algılarımızla bir önceki günün yarısı kadar sürmüştür. Yani 4 milyar
    yıl.





    * 3. gün (3. devre) ise yine bir önceki gün olan 2. günün yarısı kadar sürmüştür. Yani 2 milyar yıl.





    * 4. gün (4. devre) 1 milyar yıl,




    * 5. gün (5. devre) 500 milyon yıl,





    * ve 6. gün (6. devre) 250 milyon yıl sürmüştür.





    * Sonuç: Yaratılışın 6 günü, yani 6 devresi, Dünya zamanı türünden
    toplandığı zaman, 15 milyar 750 milyon yıl bulunur. Bu rakam
    günümüzdeki tahminlerle büyük bir paralellik içindedir.





    Bu sonuç 21. yüzyıl biliminin ortaya koyduğu gerçeklerdir. Bilim, 1400
    yıl önce Kuran'da haber verilmiş bir gerçeği bir kere daha tasdik
    etmektedir. Kuran ve bilim arasındaki bu uyum, Kuran'ın, herşeyi bilen
    ve yaratan Allah'ın vahyi olduğunun mucizevi kanıtlarından biridir.


    Bu hesaplamayı neye göre yapıyor kaynak belirtmemiş, yani nereye
    göre böyle her bir 24 saat dilimine bu değerleri veriyor? hiç bir cevap
    ve kaynak yok, tamamen sallama




    Evrenin yaşı 13.7 milyar yıl (200 milyon yıl hata payı ile) olarak bulunmuştur. bk http://map.gsfc.nasa.gov/m_mm/mr_age.html





    Harun Yahya'ya göre 15,75 milyar yıl olan dünyanın yaşı, Nasa'ya göre
    13,7 dir. Peki bu birşeyi değiştirecek mi? Hayır.. Sanmıyorum. Harun
    Yahya hemen kâğıda kaleme sarılacak ve yeni bir hesaplama yapacaktır.
    Devreler azalacak veya kısalacaktır ama, sonunda yine 6 gün
    bulunacaktır. Saçmalıklarla uğraşmak sanıldığından çok daha zordur.
    Bilimsellikle en ufak bir alakası olmayan bu açıklamalar Müslüman'lara
    bilimsellik kisvesi altında kazıklanmaktadır. Bu elbette
    sahtekarlıktır. Bize düşen sorumluluk bunların yalnız yanlış
    olduklarına değil, aynı zamanda bilerek saptırıldıklarına da işaret
    etmektir. Bu iddialarda ilginç bir yöntem izlenmektedir. Batı'nın
    bulduğu bazı değerli astronomi ve fizik bilgilerinden yararlanılmakta,
    onlar gerdirilip, sündürülerek Kur'an'da mevcut bazı ayetlere uymaları
    sağlanmaktadır. İtiraz edilirse, bu işlem tekrarlanmaktadır. İddiaların
    mevcut gözlemlere ve fizik yasalarına uyması için elden gelen her şey
    yapılmaktadır. Ve yalancıların elinden her şey gelmektedir.





    Big Bang kuramı tek başına yaratılışı açıklamada yetersizdir. Bu kuram
    genişleme kuramı ile yeniden açıklanmıştır. Buna göre evrenin oluşumu
    sırasında önceleri ışık hızı geçilmiştir. Bu hızlı genişleme sırasında
    son derece küçük bir nokta, çapı bir sm olan evrene dönüşmüştür. Daha
    sonra evrenin genişleme hızı ışık hızının altına inmiştir. Bu hız daha
    sonra daha da yavaşlamıs ise de, sonradan yine giderek artak bir hızla
    genişlemeye devam etmiştir. Buna neden olarak evrende mevcut karanlık
    enerji gösterilmektedir. Bu itici güçtür.





    Harun Yahya'nın bu açıklaması saçmalamaktan öte, bir sahtekarlıktır. Yanlış değildir. Yalandır.





    Şimdi gelelim şu zamanın göreceliğine




    Olay şudur. Einstein rölativite teorisine göre zaman bir cisimin
    hızına göre değişir. Bunu 'ikizler paradoksuyla' açıklıyor. İkizlerden
    biri dünyada kalmış olsa ve diğeri bir uzay gemisiyle ışık hızının %
    99.5 hızıyla uzayda bir yere gidip geri dönse, döndüğünde kendisinden
    çok yaşlı bir ablayla karşılaşacaktır. Dünyada 50 yıl geçtiği halde
    nerdeyse ışık hızıyla giden ikiz kardeş sadece 5 yıl yaşlanmış
    olacaktır.





    http://www.nasaexplores.com/show_912...d=030107161805





    Formül de şu





    t1=zaman farkı


    t= sabit zaman


    v= hız


    c=ışık hızı




    t1 = t*karekök(1-kare(v)/kare(c))





    önce burda hızı bulmak gerekiyor. Big bang teorisine göre 0 zamanından sonraki hız neydi ve hangi aralıklarda ne kadar değişti.





    Aslına bakılırsa big bangden sonra herşey aynı hızda hareket ettiği
    için aralarında bir zaman farkı olmaması yada önemsiz denecek düzeyde
    olması gerekir. Sonuçta bizim için geçerli olan zaman bütün elementler
    aynı hızda hareket ettiği için ve biz de kendimizi bu elementlerin
    içinde varsayarsak- o olacaktır.





    Ama iddia şimdiki zaman ile (örnekte gün ile) 15 milyar yıl önceki
    zaman farkı olduğu için bunu hesaplamak lazım. Yani bugün evren x
    hızıyla genişliyorsa, evrenin 10 kat hızlı genişlediği bir dönemde
    zaman daha yavaş olacaktır. Ama bu ne kadarlık bir farktır?





    Bir başka gariplik daha var. Big Bang teorisine göre evrenin genişleme
    hızının giderek yavaşlaması gerekir. Patlamadan sonra çok hızlı, sonra
    giderek yavaşlayan bir genişleme olması gerekir. Ama bildiğim kadarıyla
    çözülememiş bir sorun var. Yapılan gözlemlere göre genişleme hızı
    azalmıyor, tersine artıyor.





    Tüm bunlardan ziyade Kuran'da bahsi geçen 6 günlük yaratılış zaten var olan bilinen birşey, tevrattan öğrendikleridir.




    Hem tüm bu harun yahya'nın formülleri şu ayete ters düşüyor.
    Alıntı:

    "Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir." (K. 22, Hacc Suresi, ayet 47.)


    Lütfen şu 6 gün hikayesini burdan detaylı okuyunuz.


    http://www.deizm.net/islamiyet/207-k...suzluklar.html








    Bütün ibrahimi dinlerin ilham kaynağı olan Sümerler'dede zamanın göreceliği var.


    Kuran'dan 2500-3000 yıl daha eski. Kramer'in Sümer Cennet Miti olarak adlandırdığı bir mitten:





    Sümer panteonunun büyük tanrılarından Enki Ninhursag'ı hamile bırakıyor. Şiir söyle devam ediyor.
    Alıntı:

    Bir gün ona bir aydır,


    İki gün ona iki aydır,


    Üç gün ona üç aydır,


    .


    .
    sekiz gün ona sekiz aydır,


    dokuz gün ona dokuz aydır, Kadınlık Ayıdır


    halis yağ gibi, halis yağ gibi, kıymetli yağ gibi,


    Nintu ülkenin anası, halis yağ gibi, halis yağ gibi, kıymetli yağ gibi,


    Ninmu'yu doğurdu.



    Göründüğü gibi Sümer panteonunda tanrılar 9 günde doğuruyor. Bu
    insanlar için 1 ay olan zamanın tanrılar katında 1 güne denk geldiği
    anlamına gelir. (Tabii bütün hayvanlar insanlar gibi 9 ay 10 gün hamile
    kalmıyorlar. Sümer Tanrılarının da 9 gün hamile kaldığı iddia
    edilebilir.




    ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Bal'da mucize yoktur..










    Rabbin balarısına vahyetti: Dağlarda,ağaçlarda ve onların
    kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden
    ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların
    karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir
    şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir
    ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)


    Şu ayetten yolu çıkarak bal mucizesi çıkarılmıştır.





    Öcelikle Bal'ın şöyle bir tarihine bakalım..
    Alıntı:

    Araştırmalar mağaranın duvarındaki bal toplayan kızın resminin 16 bin yıl önce
    yapılmış olduğunu göstermektedir. Yanı sıra günümüzde ilkel olarak
    yaşayan kabilelerin balın kutsallığına inandıklarını, dini törenlerde
    önemli yer verdiklerini izliyoruz. Hititlerin, Sümerlerin, Mısırlıların, Romalıların Yunanlıların, birçok eski kültürün balı ilaç olarak kullandığını, tarihte ün yapmış hekimlerin her derde deva olarak kabul ettiğini görmekteyiz. Hititler in çivi yazısıyla yazdıkları toprak levhalardan günümüzden 4000 önce arıcılığı tanıdığını öğreniyoruz. Levhalardaki reçeteler Sümerler ve Hititlerin balı hastalıklarda kullandıklarını göstermektedir.
    Papyrus Smith de balla hazırlanmış birçok reçeteyle karşılaşmaktayız.
    Piramitlerde ağızları hava geçirmeyecek biçimde kapatılmış bal küpleri
    ve Kraliçe Hepçesut un armasında arı bulunması, Mısırlıların bala büyük
    değer verdiğini gösteren delillerdir. Romalı hekimler balın çok güçlü
    bir panzehir olduğuna inanıyorlardı. Mısırlı, Romalı, Yunanlı ve
    Arap hekimler balı göz hastalıklarında kullanmışlardır. Hippokrates
    hava ve suyla eş değerli görüyor, tüm hastalıklara karşı kullanıyordu.
    Asklepiades ise, ruhi ve sinirsel hastalıklarda kullanıyordu. Plinius,
    Dioskorides ve birçok hekimin çeşitli hastalıklara karşı yalnız,
    bitkilerle karıştırarak veya şurup, merhem olarak da kullandıklarını
    görüyoruz.






    kaynak; Balın Tarihi ve Tarihçesi


    Mucizeler ! yazısında ''Henüz günümüzde kesin olarak tespit edilmiş bu özelliğine, Kuran'da 1400 yıl önceden dikkat çekilmiştir.''balın şifalı olduğunun henuz gunumuzde kesinleştiğini kuranda 1400 yıl önceden dikkat çekildiğini belirtmişler ..İşin aslı yani balın tarihine baktığımız zaman 4000 yıl öncede şifasının bilindiğini hastalıklarda kullanıldığını görüyoruz..





    Birde Kuran'da ilgili ayette "onda insanlar için bir şifa vardır" diyip, tüm insanlara genelleme yapılıyor. Oysa öylemi bakalım:
    Alıntı:

    Bal 1 yaşından küçük çocuklara niçin tavsiye edilmemektedir?





    Nedeni, balda Clostridium Botulinum
    bakterisinin bulunma ihtimalinin olması ve bu bakterinin bebeklerde
    bebek botulizmi denilen bir hastalığa neden olmasıdır. Bu bakterinin
    sporları çevremizdeki havada, toprakta, tozda ve ham tarımsal ürünlerde
    bulunmaktadır. Bu sporlar erişkinler ve çocuklardaki gelişmiş
    bağışıklık ve sindirim sisteminden dolayı problem teşkil etmezken, 1
    yaşından küçük bebeklerde bağırsak mikroflorasının yeterince gelişmemiş
    olmasından dolayı botulizme neden olabilmektedir.




    kaynak: BALPARMAK | Sıkça Sorulan sorular


    Demekki neymiş bal, 1 yaş altı çoçuklar için iyi değilmiş. Oldumu şimdi bak buda kuran'a ters düştü.
    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    BİZANS'ın Galibiyeti ve Mekke'nin Fethi Mucizesi




    Alıntı:

    2. Rumlar yenildi,

    3.4 yeryüzünün yakınında; ama onlar bu yenilgilerinin arkasından muhakkak üstün geleceklerdir,





    E.Hamdi Yazır meali - Rum Suresi
    Alıntı:

    2, 3, 4, 5. Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar
    yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de,
    sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle
    mü'minler sevinecektir. Allah dilediğine yardım eder. O, mutlak güç
    sahibidir, çok merhametlidir.





    Diyanet Meali - Rum suresi


    Şimdi şu mucize çıkarılan ayetlere karşı hristiyanlar ne diyor ona bakalım.





    Muhammad's False Prophecies




    The Holy Bible gives us a test to determine a true prophet from a false one:


    Kutsal İncil bir peygamberi gerçeğinden ayırd edebilmemiz için bize test verir:
    Alıntı:

    ''''Ama benim ona söylemediğimi konuşan veya başka tanrıların adına
    konuşan peygamber öldürülmeli. İyi de bunu nasıl anlıyacağız diye
    düşünebilirsiniz. Eğer gelecekle ilgili söylediği şeyler (iddialar)
    gerçekleşmezse bilinki o sözler tanrı dan değildir. Bu (sözde)
    peygamber kafasına göre konuşmuştur. Bu kişiden korkmayın''''

    Deuteronomy 18:20-22


    Tanrı nın sözlerinin ışığı altında, aşağıdaki yazılarda Muhammed in
    kuran da yaptığı iddaları inceleyecez. Bakalım Tanrı nın testini
    geçebilecekmi geçemiyecekmi.





    İDDİA 1) ROMALILAR''IN GALİBİYETİ





    (On the Roman Conquest of Persia)


    Roma nın Pers zaferi hakkında:





    Roma İmparatorluğu yakınlarda bir alanda yenilgiye uğratıldı ama bu yenilgiye rağmen bir kaç yıl içinde galip gelecekler.





    İddia edildiği gibi Roma, Persleri yenilgiye uğrattı ama bu iddia ile ilgili bazı önemli sorunlar var.





    (According to Yusuf Ali the Arabic word for "a few years)........


    Yusuf Aliye göre BİR KAÇ YIL manasına gelen Arapça kelime (Bidh''un), 3 ile 9 yıl arasındaki bir period manasına gelir. Ama tarihi kaytlara göre roma galibiyeti nerdeyse 14 YIL sonra geldi.
    Persler M.S 614 veya 615 yılında Roma yı yenip Kudüsü ele geçirdi.
    Bizans ın karşı saldırısı 622 yılına kadar başlamadı ve galibiyet 628
    yılına kadar elde edilemedi. Bu da 13-14 yıllık bir zaman dilimi demek.
    Kuran da iddia edildiği gibi 3-9 yıllık bir zaman dilimi değil.




    Daha sonra, tarihçi ve müslüman kumandan AL-TABARİ nin Roma nın
    galibiyetinin 628 yılında Hudeybiye barışının imzalanmasından sonra
    olduğunu anlattığını anlatıyorlar.( AL TABARİ NİN TARİHİ: İSLAMİYETİN
    ZAFERİ)





    (The translator''s footnote reads)


    Çevirenin extra notları:

    Heraclius 627 yılında pers i istila ya uğrattı ve bu yılın aralık
    ayında antik Ninevah? (Irak ın kuzeyinde bir şehirmiş.. Neresi olduğunu
    çıkaramadım...) ın yakınlarında önemli bir zafer kazandı ama kısa süre
    sonra geri çekilmek zorunda kaldı. Ne var ki; 628 yılının şubat ayında
    Pers imparatoru suikasta uğradı ve yerine geçen oğlu barışı
    arzuladı(istedi). 628 yılının Mart ayında Heraclius kendini galip ilan
    edebilirdi ama pers lerin roma imparatoruyla savaşa girip girmeme
    konusundaki tartışmaları 629 yılının haziran ayına kadar sürdü. 629
    Eylül ünde Heraclius İstanbula kendini galip ilan ederek girdi ve 630
    Mart ında Kudüsde Kutsal Hacı restore etti. (Watt, Muhammed Medinede,
    113-114) Ayrıca Ostogorsy, Bizans Tarihi, 103-4)





    Burdan sonra Kuran ın yazıldığı Arapça yı dil bilim i açısından eleştiriyor...





    Orijinal Kuran da sesli harf işaretleri yok. Bu yüzden bir iki
    değişiklikle bazı kelimelerin anlamlarının çok rahat değişebileceğinden
    bahsediyor .. Önek olarak ''''Sayaghlibuna''''(yenecekler) kelimesinin''''Sayughlabuna'''' (yenilecek) diye değiştirilebilmesinden bahsediyor. Sesli harf işaretleri bu olaydan bir süre sonra eklenmiş..




    It amazes us that a prophecy from God would not...... burdan itibaren





    Ayrıca Tanrı nın yaptığı tahminin KESİN BİR ZAMAN değil de 3-9 yıl
    arasında olacak diye yapmasının saçma(gülünç) olduğunu söylüyorlar. Bu
    iddia nın her şeyi bilen, her şeye gücü yeten bir tanrı iddiası
    olamayacağını söylüyorlar. Tanrı nın böyle bi iddia yapmasına da pek
    ihtimal vermiyorlar.





    Müslümanlar Roma 7 yıl sonra galip geldi diyorlar... Ne var ki; gerçek:
    roma nın Pers leri 628 yılında yendiğidir(Al-Baizawi yorumu). Bu
    galibiyet Muhammed in tahmininden 12 yıl sonra oluyor. Ayrıca Roma nın
    Pers leri yeneceğini tahmin etmenin kolay olduğu vurgulanıyorr....





    Karşı Tarafın İddiası Özetle Böyle....................

      Forum saatı: C. Okt. 20, 2017 5:59 pm